Yeni bir Dünya Modeli için Yeşil Ekonomi Yazdır

REC Türkiye’den Geleceğin Ekonomik Modeli için Dünya Çevre Günü’nde Öneriler:

Yeşil EkonomiREC Türkiye Direktörü Dr. Sibel Sezer Eralp; 5 Haziran BM Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Bugün, dünya alışıldık ancak sürdürülebilirliği olmayan ekonomik modelde ısrar etmek ile düşük karbonlu, yeşil ve sürdürülebilir bir ekonomi anlayışını benimsemek arasında çok kısa sürede seçme yapması gereken önemli bir yol ayrımında bulunuyor. Düşük karbon ekonomisi özellikle Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkelerde sıkça duyduğumuz 'Önce kalkınalım, sonra çevreyi koruyalım' tarzı argümanların geçerli olmadığı bir dünya ekonomisine doğru gittiğimizin bir göstergesi. Bu kapsamda kamu, yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere tüm paydaşların aktif rol oynamaları gerekiyor. Çok yapıcı ve gerektiğinde yaratıcı işbirlikleri oluşturmak zorundayız, örnegin kamu-özel sektör arasında oluşacak somut işbirlikleri ile düşük karbon ekonomisine destek olacak yeni yatırımları desteklemeliyiz.” beyanatını verdi. 

 

Doğal kaynakların ve çevrenin değeri, günümüzde giderek daha net bir biçimde farkediliyor. Sadece daha yaşanabilir bir dünya değil aynı zamanda uzun vadede daha sürdürülebilir bir ekonomi için özellikle doğal kaynaklar ve sunduğu hizmetler vazgeçilmez bir girdi. Düşük karbon ekonomisi, yeşil ekonomi, yeşil kalkınma ve benzeri kavramlar bugünün ve geleceğin ekonomik modelini tanımlamak için son yıllarda sıkça kullanılıyor.

Doğal kaynakların, daha 1980’lerde dünyanın ekolojik kapasitesini aşan plansız ve aşırı tüketimi gelecekte büyük dar boğazlara yol açacak diye uyarılar yapılırdı. Son 125 yılda tükettiğimiz bir trilyon varil petrol mevcut tüketim alışkanlıklarımız devam ettiği sürece önümüzdeki 25 yılda tüketilecek. 125 yılda tüketilen petrolün yol açtığı iklim değişikliği ortada iken, aynı miktarı önümüzdeki 25 yılda da harcamamız durumunda çözüm imkansız hale gelecektir. İşte böylesi bir kalkınma modeli bugün, kısaca küresel iklim değişikliği olarak nitelenen ve iklimsel aşırılıklar, kuraklık, sel, gıda yetersizliği, biyolojik çeşitliliğin azalması ve türlerin yok olması gibi olumsuzluklara yol açan olguyu karşımıza çıkarıyor. Bu kalkınma modeli çok önemli sosyal sorunları da beraberinde getiriyor; 2010 yılında, yaşam alanlarının yok olması sebebiyle sayısı 50 milyona ulaşacağı tahmin edilen iklim mültecileri, günde 24,000 çocuğun açlıktan ölmesi, 1.1 milyar insanın temiz suya erişiminin çok kısıtlı olması, dünya nüfusunun en zengin %20’sinin dünya gelirinin %75’ini kullanırken, en yoksul %40’ın ise dünya gelirinin sadece %5’ine erişebilmesi; 2050 yılında 8 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusunun, 6 milyarının gelişmekte olan ülkelerde yaşayacak olması, çevresel adaleti, dünya barışını dolayısıyla ekonominin istikrarını olumsuz etkiliyor.

Kamu, özel sektör, yerel yönetim, sivil toplum gibi paydaşların üstlerine düşen katkıyı koyacağı sorumlu ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ve yönteminin acilen benimsenmesi gerekiyor. Özellikle özel sektörün, ekonominin de bel kemiği olması dolayısıyla, bu konuda öncülüğü üstlenmesi gerekiyor. İşte REC Türkiye ve TUSİAD işbirliği ile kurulan İklim Platformu iklim değişikliği ile mücadele ve düşük karbon ekonomisine geçiş yolunda, iş dünyasını bilgilendirmeyi ve yol göstermeyi amaçlıyor. Özel sektörden kurumsal üye kayıtlarına başlayan platform, uluslararası arenada düşük karbon merkezli yeni bir ekonomi modelinin şekillendiği günümüzde, Türkiye’deki şirketlerin değişime hızlı, verimli ve maliyet-etkin bir çerçevede uyum sağlaması için araçlar geliştiriyor.

REC Türkiye Direktörü Sibel Sezer Eralp, kamunun da üzerine büyük görevler düştüğünün altını çizdi ve “yaşanan küresel ekonomik dönüşümün getireceği fırsatları Türkiye’nin zamanında değerlendirebilmesi için enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi; karbon yoğunluğu düşük enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması; çevre dostu ve düşük karbon teknolojilerinin kullanımı için yenilikçi ve sürdürülebilir bir strateji saptanması doğrultusunda gerekli kamu politikalarının oluşturulması gerekiyor.” dedi.

İklim Platformu

Şirketlerde iklim değişikliği konusunda kurumsal yapının güçlendirilmesi ve risk yönetimi için araçlar geliştirilmesi, yeni ekonomi modeline geçiş sürecinde düşük karbon teknoloji kullanımı için bilgi desteğinin sağlanması, ulusal ve uluslararası toplantılara/çalışmalara katılımın sağlanması, ulusal iklim değişikliği politikalarının geliştirilmesinin desteklenmesi ve uluslararası müzakere süreçlerine iş dünyasının etkin katılımının gerçekleştirilmesi gibi önemli çalışmalar gerçekleştiriyor. Üyelik için
www.iklimplatformu.org

Ayrıntılı bilgi için: Yeşim Çağlayan REC Türkiye İletişim Sorumlusu  – 0312 491 95 72 – 0533 395 59 42