CAVİT MÜRTEZAOĞLU’yla Söyleşi


CAVİT MÜRTEZAOĞLU’yla
Vokal Eğitiminde Farklı Yaklaşımlar ve Temel Meseleler Üzerine...

                                                                                   Söyleşi: Burcu Yıldız, Feryal Öney

Azerbaycan’da bildiğimiz kadarıyla, neredeyse her ailede en az bir kişi enstrüman çalıyor. Zengin bir kültür ve zengin bir müzik... Vokal eğitimi alanındaki eğitimci kimliğinizin nasıl oluştuğunu konuşmadan önce nerede ve nasıl bir kültürel iklimde yetiştiniz, bize biraz anlatır mısınız?

Bizim oralarda da -tıpkı sizin Anadolu’da olduğu gibi- müzik çeşitli dönemlerde yasaklara maruz kalmış. Benim çocukluk dönemimde babam evimize ozanlar getirirdi; bu âşıklar evlerde çalardı o zamanlar. '60’lı yılların ikinci yarısından bahsediyorum. Âşıklar sahneye çıkamaz; ancak konuk oldukları evlerde çalıp söyleyebilirlerdi.. Devlet ve zamanın aydın zümresi o kültüre hor bakardı; basit görürlerdi geleneksel müziği. Amerika’dan gelen pop müzik akımı yaygındı daha çok. Ona rağmen benim babam, eve akşamları toplardı eşi dostu, çağırırdı ozanları... Ozan bir hikâye anlatırdı, mesela eski kahramanlık hikâyelerini, Köroğlu’nu, ...  Hem söz hem saz sahibiydiler. Ben öyle bir ev atmosferinde büyüdüm. Yavaş yavaş bu ozanların söylediklerinden hoşuma gelenleri taklit etmeye başladım; ama ne yaptığımı bilmeden, hiç anlamadan ve bir gün bunları söyleyeceğimi aklımın ucundan bile geçirmeden... Ve ilkokul 1., 2. sınıfta bu öğrendiklerimi mırıldanmaya başladım; keşfedildim böylece. Öğretmenimiz dedi; “Sen gel buraya” ... Çocuklar dedi; “Senin sesin iyi...” filan... Bilmiyorum ki ses nedir, nasıl okurlar? Çok mahcup oldum, havuza düşmüş gibi terledim. Orada başladım. Bir türkü okudum, herkes alkışladı!... Böyle böyle ilk adımı attım müziğe. Şah Hatayî’nin sözleriydi: “ezel kendin kendin tanı / sonra ele nazar eyle...” Bu böyle devam etti. Liseye gittiğim yıllarda, yarışmalar için adımı vermişler; “Bizim okuldan da Cavit gidecek” diyorlar; gittim ben, orada birinciye kaldım.

Sonra geldi 1977’deki İran devrimi... Şah devrildi ve İslâm Cumhuriyeti geldi. Hayatımız altüst oldu. Bir açıdan da iyi oldu: halk kendine bir aynada baktı, bakma fırsatı buldu. Karmaşadan herkes kendi hüviyetini kazanmaya kalktı. “Ben kimim? Bizim toplum kimlerden oluşur?” Dediler ki; “Biz Türk’üz, bir tarihimiz var, türkülerimiz var, Fars’tan ayrıyız”. Bizim taraf İran Azerbaycan’ı olduğu için Fars etkisinde kalmış... Bu devrim bir fırsat oldu hepimiz için; bu fırsat bize verilmedi, bu fırsat yarandı. Biraz kendimize geldik. Türk olduğumu anlamakla birlikte anladım ki, Aleviyim de... Şiilik gelmiş ya, meydan okuyor herkese; biz de muhalif duruma düştük. Böyle yola çıktık... '79’da artık Şah devrildi, Humeynî rejimi geldi. Gençliğim böyle geçti. Okuyoruz işte, manevi dünyayı tanımaya çalışıyoruz. Pîr Sultanlar varmış, Şah Hatayîler varmış; yalnız Alevileri değil mücadelecileri de tanıdık, Che Guavera’yı falan...

Devamını oku...
 
Şehram Naziri Konseri


İran müziğinin büyük üstadı Şehram Naziri’nin Mevlana'nın vefat yıldönümü (şeb-i arus) münasebetiyle Konya'da düzenlenen törende konser verecek.

Nazıri, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kısa bir süre önce İran'ın Hoy kentinde, Konya ve Hoy'u birbirine yaklaştırma gayesiyle Şems ve Mevlana buluşması şeklinde düzenlenen konferans kapsamında da verdiği konser sonrası, Hz. Mevlana'nın vefat yıl dönümünde Konya’da düzenlenen törende konser vermek üzere kendisinin davet edildiğini belirtti.

 
Parisa'nın Son Albümü

 

 Simplicity - Parissa & Iman Vaziri  |  2008

Simplicity"Simplicity" is the title of a new album, performed by Parissa & Iman Vaziri and Published by Cologne Music in Germany.

This album is meant to illustrate the true nature of Traditional Iranian Music, enjoying the pure and exclusive poetries of Rumi. And it has no message other than:

"Perfection is in Simplicity".

 
DÜNYANIN HAFIZASI (UNESCO)


Memory of the World
 Turkey - Manuscripts of Kandilli Observatory

UNESCO's programme aiming at preservation and dissemination of valuable archive holdings and library collections worldwide
National Projects:

Regional Projects:

Within the Memory of the World Programme, a number of regional and inter-regional projects with flagship character has been launched for demonstration and promotions purposes. Some of these are presented here.


International Projects:

 
Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinleri


Bu yıl yedincisi düzenlenen Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinleri gerçekleştirildi. Darende güreş sahasında yapılan etkinliklere Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç ve çok sayıda davetli katıldı. Hafız İsmail Biçer'in Kuran tilavetiyle başlayan etkinlik, Somuncu Baba İlahi Grubunun ilahileri ve Süleyman Aktaş`ın yaptığı duayla devam etti. Programda bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, vakıf müessesesinin ecdadın insanlığa armağan ettiği en önemli sivil toplum örneği olduğunu söyleyerek, "Biz insanımızın vakıf kurmasının önündeki engelleri kaldırdık. Demokrasi örgütlü toplum demektir" dedi. Yunus Emre, Mevlana, Ahmet Yesevi, Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi gibi insanların 600 yıl dünyaya hükmetmiş Osmanlı felsefesini yaşattığını söyleyen Bakan Yazıcı, "Darende'linin ticari zekası ile kurtuluş savaşına gösterdiği vatanperverlikle örnek insanlardır" şeklinde konuştu.

ARINÇ: BU GÜZEL BELDEDE GÜZEL İNSANLAR YETİŞTİLER

Malatya Milletvekilleri Öznur Çalık, Mücahit Fındıklı, İhsan Koca ve Ömer Faruk Öz'ün de katıldığı kültür etkinliğinde konuşma yapan TBMM Başkanı Bülent Arınç ise bu ülke insanlarının asırlardır kültür ve eğitim alanında hizmet ettiklerini belirterek, "Bu güzel beldede güzel insanlar yetiştiler. Türkiye'nin her yerinde temiz ahlaklı, çalışkan, dürüst, memleketini milletini seven, ilme önem veren, ahlaki değerlere önem veren çok güzel insanlar yetişti. Vakfın hizmetlerini gördüm. Hem tarih ve kültür varlıklarımızı ayağa kaldırdılar hem de buralardan daha çok insanın yararlanması için paralarını verdiler. Bu hizmetlerin içerisinde kazandıklarını büyük ölçüde buralara harcayan güzel insanların katkısı var." şeklinde konuştu.

FİLİPİNLİ REKTÖR: TÜRKİYE'NİN MERKEZİ DARENDE'DİR

Darende'de yapılan kültür etkinliklerine davetli olarak katılan Filipinler Devlet Üniversitesi Rektörü Ahmet Alonto, Etkinliklere Türkiye'nin dört bir köşesinden katılan insanları burada görmekten mutluk duyduğunu belirterek. "Türkiye'nin merkezi Darende'dir" dedi. Vakıf adına konuşma yapan Resul Kesenceli, "1986'dan itibaren her canlıya hizmeti şiar edinerek eğitim, kültür, sosyal yardım alanlarında çalışmalarını sürmektedir" dedi. Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinleri, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Müdürü Ömer Tuğrul İnançer, "Millî ve Manevi Değerlerimiz" konulu bir konuşma yaptı. Yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen organizasyon, Senai Demirci'nin Divan-ı Hulûsi-i Darendevi'den seslendirdiği şiirlerin ardından, Ahmet Özhan tasavvuf musıkisi konserini tamamladı.

Hanifi Evren / Malatya (23.06.2008)
http://yenisafak.com.tr/YurtHaberler/default.aspx?t=23.06.2008&c=30&i=124785

 
Bursa'dan Üsküp'e şiir şöleni


Bugün Üsküp'te Osmanlı'dan kalan birçok yapı hâlâ ayakta. Bu yapılar bütün görkemi ile geçmişi bugüne taşıyor. Aynı Türkçe'nin Bursa'dan Üsküp'e bizi birbirimize bağladığı gibi...

Bursa'dan Üsküp'e şiir şöleni

Büyük şairimiz Yahya Kemal'in doğduğu ve yetiştiği Üsküp'le ilgili olarak yazdığı “Kaybolan Şehir” şiirindeki bir mısra hangimizin zihninde kurşun yarası tesiri uyandırmamıştır?

"Üsküp ki Şardağı'nda devamıydı Bursa'nın..."

Türkiye'nin Cumhuriyet'ten sonra tamamen bir kenara bıraktığı bir dünyanın bu kadar duyarlı ve etkileyici bir biçimde dile getirilmesi Yahya Kemal'e mahsus bir üstünlüktür. Bursa'yı tarihiyle ve tabiatıyla, yani bütün güzellikleriyle bilen bir kimsenin Üsküp'ü hatırına getirmemesi, bu şiirden sonra elbette imkânsızdır.

 Türkiye Yazarlar Birliği Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni'ni 1992'de ilk defa Bursa'da yaparken, elbette Üsküp'te kendini hatırlatmıştır. O şölenin katılımcıları arasında, Üsküp'ten hoş bir esinti getiren Avni Engüllü ve Nusret Dişo Ülkü de vardır.

Devamını oku...
 
Toplum Tasarımında Bir Alevilik Belgesi: “Medine Vesikası”


Alevilik; Kuran-ı Kerim’in yorumlanması ve yaşama geçirilmesi açısından, diğer İslâmi görüş ve uygulamalar olan Sünni ve Şii anlayışlarla temelde karşıttır. Alevi öğretisi, Kuran’ı baz alarak, inancının ve hayat tarzının odağına insanı yerleştirir. Bütün insanlar diline, ırkına, rengine, cinsine bakılmaksızın eşit ve kardeştir. Alevilikte sevgi, paylaşım, mutluluk, özgürlük, adalet herkesin doğal hakkıdır. Alevilikte insanın insanı sömürmesi yoktur. İnsanların doğuştan sahip oldukları hakları ve özgürlükleri vardır ki; bu husus Kuran’da emredildiği için Alevilikte uygulanmaktadır. Kadın ve erkek için eşit olarak emredilen “Allah’ın buyruğu”, evrensel hukuk normlarını da oluşturur ki, tüm bu olgular Alevilerin toplumsal ilişkilerinde hayatiyet kazanmıştır. Hz.Muhammed; sınıf, dil, din, ırk, cinsiyet, kültür, gelenek-görenek, sosyo-ekonomik durum, düşünsel ve felsefi inançta ayırım gözetmeksizin, tam bir eşitlik içinde ve gönüllülük temelinde, Medine’de toplum mühendisliği tasarımı ve mutabakatı olan bir “Toplum Sözleşmesi” bağıtlar. Bu sözleşmeyle getirilen bugünkü Alevilik Kurumlarına Kuran bağlamında kısaca değinerek ilişkilendirecek ve tanımlayacağız.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Son >>

Sayfa 7 / 8