Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

  

"Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye çıktığım zaman, bu kayısı ağacını dayım dikmişti, geniş ocaklı, Malta taşı döşeli mutfağa girdiğim vakit, teyzem mektebe başladığım gün burada lokma dökmüştü diyemezsem ben aile hayatının esrarlı ve füsunlu bağlarını ruhumda duyamam."   

 

"Sosyal hayatımızda son senelerde sessiz sadasız bir mücadele devam ediyor ve gittikçe şiddetleniyor. Biz buna uzak memleketlerin havadisleri kadar bile alaka göstermiyoruz...

Sosyal hayatımızda devam eden bu harp ev ile apartman arasındadır. Yedikule'den Kumkapı'ya doğru şimendiferle gelirken gözlerinizi kaydırıp da Cerrahpaşa sırtlarına doğru baktığınız vakit, ağaçların içine gömülmüş düz çatılar ve buruşmuş, kararmış ihtiyar yüzleri bize mahzun birer tebessüm yollayan eski İstanbul evleri ve her tarafta yükselmeye başlayan şekilsiz, küstah ve haşin apartımanlar arasında bir harp... 

İstanbul'un neresine baksanız, apartıman. Taksim'in Talimhane meydanı artık unutulan bir anıdan ibaret. Maçka ve Nişantaşı'nın geniş konak bahçeleri bugün birer mahalle. Cihangir sırtları bir demir ve çimento yığını. Buraları zaten boş yerlerdi denilebilir; buralarda apartımanlar insanların kalbine pek acı vermeyebilir. Fakat doğup büyüdüğümüz İstanbul semtinin bir ihtiyar dost gibi bize munis, alışkan ve sıcak sıcak bakan samimî muhitlerinde bu sonradan görme, sonradan gelme yabancı ve soğuk binalar...

Eski İstanbul'un yeni inşaat karşısında bu mağlubiyetini ne bir tesadüf, ne bir keyif ve heves eseri olarak izah edemeyiz. Bu elbette birçok kuvvetli, mücbir, müessir sebeplerin mahsulü olmak iktiza eder. Filhakika, biraz düşünürsek, apartımanlara gösterdiğimiz bu düşkünlüğü izah edecek sosyal ve iktisadi sebepler bulabiliriz. Bugünkü telâkkilerimize göre, apartıman hayatı bize çok daha uygun geliyor.

Bugünkü kafalarımızla eski evlerimizde rahat edemiyoruz. İhtiyaç duyduğumuz konforu bize apartıman veriyor. Beyaz çinilerle tertemiz bir mutfak, iyi bir banyo, akar su, kalorifer ve bütün bunların hepsi bir arada, el altında. Kışın çıkmaya korktuğumuz geniş, buzlu rüzgarlarla titrer, ayağınızın altında eski tahtaları gıcırdar sofalar yok. Apartıman derli toplu, muntazam ve kolay. Bir iki süpürge ile ev hizmeti bitiyor, küçücük odalar birkaç mobilya ile döşeniyor...

 

Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye çıktığım zaman, bu kayısı ağacını dayım dikmişti, geniş ocaklı, Malta taşı döşeli mutfağa girdiğim vakit, teyzem mektebe başladığım gün burada lokma dökmüştü diyemezsem ben aile hayatının esrarlı ve füsunlu bağlarını ruhumda duyamam."  

"Büyük yurt içinde adeta yurtsuz ve yuvasız kaldık gibi... Eski evlerimizi yıkıcılara sattık. Ve onlar bizim ailemizin tarihini teşkil eden, acı ve tatlı günlerimizi içinde toplayan ve yaşatan eski binayı gözümüzün önünde çatır çatır yıktılar, bizi hayatta bir serseri gibi bıraktılar. Belki modern apartmanlara taşındık. Belki bugün o eski çıplak tahta döşemeli odalarımızın yerine yumuşak tüylü halılar serili salonlarımız var. Fakat bu bizim için bir ocak değil, bir 'ev' değil."

  

"Yeniliği ve alafrangalığı biraz daha öğrendik. Şimdi kübik apartmanlar yapıyoruz ve gerçekten alafranga denilebilecek salonlar döşüyoruz. Fakat bütün bunların üstünde bizim olan bir ruh, bir zevk yoktur ve mazinin asıl zevki, eski abidelerimizin, hatta bazı eski bahçeli evlerimizin üzerinden incinmiş bir kalp ile bize sitemli sitemli bakmaktadır."

"Fakat bir sosyete makina olamaz ve yalnız maddiyetten ibaret kalamaz. Biz bu apartmanlar içinde bedbaht olmaya mahkumuz. Şu medeni hayat içinde apartmanlar bizi evsiz, barksız, yurtsuz, ocaksız birer bedevi haline sokmuştur."

Hüseyin Cahit YALÇIN / Yedigün Dergisi 1937, 1938

 
izmir oto kiralama samsun havalimanı oto kiralama