ŞEHİR KENTE DİRENİYOR PDF Yazdır e-Posta

Metin Önal Mengüşoğlu

BursaGelecek sene Bursa'daki hayatımın otuzuncu yılına gireceğim. Severek, hususiyle seçerek ikamete başladığım bu şehir, benim hemen bütün ahlaki ve estetik beklentilerime cevap veriyordu. Bakir bir insan malzemesine sahipti. Aynı malzeme açısından müthiş renkli bir mozaik oluşturuyordu. Vaktiyle üzerinde yaşamış ve yeryüzünden göçüp gitmiş insan topluluklarından bugüne taşıdığı muhteşem bir mirası bünyesinde barındırıyordu. Allah'ın tabiata nakşettiği bütün güzellik ve nimetlerden bolca nasibi vardı. İlkbaharı saymazsak iklimlerin neredeyse tamamı her veçhesiyle yüzümüze gülüyordu. Başta, hayatın kaynağı saydığımız su, Bursa ile birlikte anılacak, şehrin sanki temel yapı taşlarından birisini oluşturacak oranda bol ve hoştu.

Dağ, orman, deniz aklınıza gelecek tabiat harikalarından hepsi bir şekilde Bursalıydı. Bitki çeşitliliği ve toprak zenginliğine de diyecek yoktu. Bir seferinde memleketten bana bir çekirdeksiz dut fidanı gönderilmişti. Çalıköy'deki bahçeme onu dikmek için hiçbir alet ve edevatım yoktu. Yerde bir tahta parçası buldum ve onunla küçük bir çukur açtım. Fidanı oraya diktim. Şimdi o fidan küçük bir ağaç oldu ve bize nefis çekirdeksiz dut yemişinden ikram ediyor. Bir farkla ki bizim memleketteki bu çeşit dutların yemişi kendiliğinden toprağa döküldüğünde kızgın güneşin altında kupkuru olur. Onun da ayrı bir yeme neşesi vardır. Ancak Bursa'da bu mümkün olmuyor. Nemli hava en ziyade geceleri toprağa dökülen dutların kurumasını önlüyor, aksine çürütüyor. Bursa'yı hem benim hem de tarih nazarında şehir yapan ana unsur onun taşıdığı kadim kültürlere dair yapılar, bu yapıların hatıralara nakşolunmuş isimleri ve harika doğası olsa gerektir. Yani Allah vergisi güzelliğine bizim bir katkımız yoktur. Biz insanlar bu güzelliği ancak bozmamak, dokusunu değiştirmemek, genleriyle oynamamakla yükümlüyüz. Bu asli doku üzerindeki tasarruflarımızı onun tabiatına uygun bir şekilde işlemek, inşa etmek boynumuzun borcu olmalıdır. Mesela suyunu israf eder, kestanelerini kurutur, çınarlarının yerine akasya dikersek, şeftali bahçelerini bozup üzerine lüks konutlar dikersek bunu gerçekleştiremeyiz. Senelerin tahribatına uğramış her tür sanat yapısını yeniden hayata kazandırarak geçmiş ile gelecek arasında bir köprü vazifesi görmeliyiz. Harap şehir surları, susuz çeşmeler, çökük mescit ve medreseler, terk edilmiş konaklar, üzerinden dozer geçmiş kabristanlar, hatta ufak tefek taşlarla döşenmiş kaldırımlar bile boyunlarını bükerek, biz yeni sakinlerinin merhametini gözlemektedir. 

Devamını oku...
 
Yaşayan Gezegen Raporu 2010 PDF Yazdır e-Posta


Doğal Hayatı Koruma DerneğiDoğal Hayatı Koruma Vakfı'nın iki yılda bir yayımladığı Yaşayan Gezegen Raporu'nun 2010 verilerine göre doğa kırmızı alarm veriyor. Rapordaki en önemli göstergelerden biri olan Yaşayan Gezegen Endeksi, 2 bin 500 türün ve 8 bin popülasyonun ölçümlenmesiyle son 40 yılda küresel ölçekte biyolojik çeşitliliğin yüzde 30 azaldığını ortaya koyuyor. Rapordaki bir diğer önemli ölçüt olan Ekolojik Ayak İzi ise, son 40 yılda doğal kaynak talebimizin iki katına çıktığını gösteriyor. Bu da, hayatımızı sürdürmek için 2010 yılında 1.5 gezegene ihtiyacımız olduğuna işaret ediyor.

Gelişmiş ülkelerin ayak izi, gelişmişlik düzeyi düşük olan ülkelerin beş katına denk geliyor. Ekolojik ayak izinin yarısından fazlasını karbon emisyonları oluşturuyor. Ekolojik limit aşımıyla ortaya çıkan küresel iklim değişikliği, son 50 yılda 11 katına çıkan karbon ayak izinin bir sonucu. Detaylı bilgiye www.wwf.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 
Günümüzde çevreci olmak PDF Yazdır e-Posta


ÇevrecilikGreenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi, “Günümüzde var olup da çevreci olmamak imkansız. Ama insanlar direniyor. Niye? Korktukları için, gördüklerinden umutsuzluğa kapılacakları için, geleceklerinin olmadığını gördükleri için” diyor.

Greenpeace’in sancak gemisi ‘Rainbow Warrior - Gökkuşağı Savaşçısı’ İstanbul’daydı. NTVMSNBC Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi ile çevre kampanyaları üzerine konuştu.

Kaç yıldır çevre dostusunuz?
25 yıldır çevre hareketinin içindeyim. Eğitimim de bu yönde olmuştu zaten. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra, ODTÜ’de hidrojeoloji konusunda bir yıl asistanlık ve master çalışmaları yaptım. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde Çevre Bilimleri konusunda Ohio State Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamladım. Minnesota Üniversitesi’nde Koruma Biyolojisi, Kalkınma ve Sosyal Değişim konularında doktoramı aldıktan sonra, aynı üniversitede dersler verdim.

Bir süre TEMA Vakfı Genel Müdürü olarak görev yaptıktan sonra mart ayından beri Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü olarak çalışıyorum.
Devamını oku...
 
Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı: Yabancılaşma, Mülksüzleştirme PDF Yazdır e-Posta

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı:
Yabancılaşma, Mülksüzleştirme [*]

(Ekoloji Kolektifi Derneği Değerlendirmesi)

Kamu Yönetiminde 2000’li yıllarla birlikte yaşanan dönüşüm etkisini Doğa Koruma alanında da gösterdi. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısının ekim ayının son haftasında meclis gündemine taşınması ile Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı olarak bilinen ve tüm kamu yönetimini düzenleyen Kanun döneminde yaşanan tartışmaları bir kez daha hatırlama zorunluluğu doğdu. Kamuoyunda her ne kadar milli parkların, sitlerin ortadan kaldırılacağı yönünde bir propaganda üzerinden kanuna karşı set oluşturulmaya çalışılsa da bu tartışmalar hem gerçeği yansıtmaktan uzak, hem de yaşanan dönüşümü açıklama konusunda bir ipucu vermekte yetersiz kalıyor.

 

Kültür Doğa’dan Kopartılıyor
 
Türkiye’nin 100 yılı aşkın koruma pratiği dikkate alındığında, kültürel ve doğa varlıklarının bir arada korunmasını esas alan bir koruma yaklaşımı gelişmiş ve bu konuda zayıf da olsa uygulama tarzları olgunlaşmıştır. Söz konusu ettiğimiz Tabiat Kanunu ile getirilen ilk düzenlemenin esasının, kültür varlıklarının korunması ile doğa varlıklarının korunmasının birbirinden ayrılmasına yönelik hukuki, idari ve siyasi bir düzenlemeye yöneldiği anlaşılıyor. Kültür varlıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uhdesinde doğa varlıklarının ise Çevre ve Orman Bakanlığı’nca korunması-kullanılmasına yönelik bir alt yapı oluşturulmak istenmiş. Bu anlamıyla da doğa varlıkları, tarihten ve kültürden kopartıldığı gibi diğer yandan da kültür varlıkları kapsamında bırakılan arkeolojik ve tarihi sitlerdeki varlıklar doğadan kopartılmıştır. Kültür varlıkları salt bir binaya, bir mekâna indirgenmektedir. Böylesine bir düzenlemenin gerekçesi olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarının doğa varlıklarını korumaya yönelik teknik yetersizlikleri, bütçe sorunları gösterilmiş olsa da işin esası gözlerden kaçırılmaktadır.

Devamını oku...
 
TÜSEV 2010 Sivil Toplum Değerlendirme Raporu PDF Yazdır e-Posta


AB Kurumları ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında Kopenhag Kriterleri konusunda devam etmekte olan müzakerelerin 5. yılında, sivil toplum kuruluşları olarak bu kriterlerin yerine getirilmesi, uygulanması ve yerleşmesinde gösterdiğimiz çabayı, attığımız somut adımları ve tespit ettiğimiz sorunları aktarmak büyük önem arz etmektedir. TÜSEV, bu' ihtiyaçtan yola çıkarak Türkiye'de sivil toplum-kamu ilişkilerinin durumu, yasal çerçeve ve sivil toplum kuruluşlarının politika oluşum süreçlerine etkilerine değinen bir değerlendirme raporu hazırlamıştır. Raporda yer alan bilgiler, TÜSEV araştırma projeleri, mütevellileri ve uzman ekibinin görüş ve tecrübelerine dayanmaktadır. TÜSEV bu kapsamda 2009-2010 yıllarında yürüttüğü kapsamlı bir sivil toplum ihtiyaç analizi çalışması olan Sivil Toplum Endeksi Projesi (STEP) bulguları, Türkiye'nin önde gelen dernek ve vakıflarından oluşan mütevellilerine uyguladığı anket çalışması ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri tespit eden raporundan faydalanmıştır. Ümidimiz bu sayede ülkemizin AB katılım süreciyle ilgili gelişmeleri izleyen ve değerlendiren 2010 İlerleme Raporu'nda gözlemlerimiz, önerilerimiz ve ihtiyaçlarımızın yer alması; söz konusu raporun ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşları için yol gösterici olmasıdır.

Rapora http://www.tusev.org.tr/content/detail.aspx?cn=567 adresinden ulaşabilirsiniz.

 
Bahçeye yaptığı ağaç ev yüzünden mahkemelik oldu PDF Yazdır e-Posta


Manhattan'da bahçesine yaptığı ağaç ev yüzünden mahkemelik olan bir kişi, hukuk savaşını kazandı.
 

Ağaç EvMelinda Hackett adlı 49 yaşındaki sanatçı, satın aldıkları evin bahçesine, 11, 13 ve 16 yaşlarındaki üç kızı için 5 bin dolar harcayarak ağaçtan ev yaptırdı. Ancak komşuları, "güvensiz gözüküyor", "ağaca çivilenmiş yapı", "izinsiz yapıldı" diyerek şikayet etti. Şikayetlerin ardından polis ve itfaiye ekiplerinin gelmesinin ardından ağaç ev mahkemelik oldu.

6 AY SÜREN DAVA

"Şehrin göbeğinde çocuklarımın hem sessiz hem de kendilerine ait bir yere ihtiyaçları olduğunu düşünerek evi yaptırdım. Burayı kulüp binası gibi kullanıyorlar. Bir araya gelip dedikodu yapıyorlar, sohbet ediyorlar" diyen anne Hackett, şöyle devam etti: "İki marangoz beş ay çalışarak bu ağaç evi yaptı. Komşularımın şikayetlerinin ardından ev mahkemelik oldu. Çünkü bu tür bir ev için İmar Bakanlığında bir tanımlama yoktu. Altı ay süren hukuk mücadelesini kazandım ve kızlarım istedikleri zaman evlerini kullanabiliyor."

Ağaç Ev

 
İkizdere Vadisi Doğal SİT alanı oldu PDF Yazdır e-Posta

İkizdere

Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları'nı Koruma Kurulu, bugün tarihi bir karara imza atarak Rize'nin İkizdere Vadisi'ni Doğal SİT alanı ilan etti. Böylece İkizdere, Anzer ve Ovit yöresinde yapılması planlanan 22 Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi rafa kalktı. Bölgenin SİT alanı ilan edilmesi için 2008'den bu yana hukuk mücadelesi veren eski İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, 'Bugün HES'lerin pençesinden kurtulduğumuz, yeşili, doğayı çocuklarımıza bırakacağımızın müjdelendiği gündür' dedi.

İkizdere

Rize'nin İkizdere ilçesinde bulunan ve dünyada korunmada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biri ilan edilen İkizdere Vadisi'nde yapılması planlanan hidroelektrik santralleri için 2008 yılında İkizdere Derneği öncülüğünde hukuk mücadelesi başlatıldı. Mahkemeler ve bilirkişi incelemeleri sürerken bölgede 4 hidroelektrik santrali yapıldı ve hizmete açıldı. Santrallerden birini de geçtiğimiz aylarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hizmete açtı. Bölgede ayrıca 22 hidroelektrik santrali de yer tespitleri yapıldıktan sonra proje onay aşamasına geldi.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>

Sayfa 15 / 57