Bir Sanata Can Vermek - Kaatı' PDF Yazdır e-Posta

Alpar TürkAlpar Türk, 17 yaşında bir lise öğrencisi. 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavı kazanarak burslu olarak Birleşik Dünya Kolejlerinin (UWC) Amerika New Mexico’daki okuluna kabul edilmiş ve geçtiğimiz yıl lise 3.sınıfı okuyarak son sınıfa geçmiş. Alpar Türk’ün, adını yok olmuş bir sanatı tekrar canlandırmaya çabalayan sanatçılardan esinlenerek verdiği 'Bir Sanata Can Vermek, Kaatı'" kitabı, Haziran ayında yayınlandı.


Bir Sanata Can Vermek, Kaatı’
Hikaye, 2008 yılında Alpar Bursa’da okurken, İngilizce öğretmeninin onu İngilizce okul gazetesinde yayınlanmak üzere Türk süsleme sanatlarını araştırmaya teşvik etmesiyle başlıyor. Annesinin yapmakta olduğu ebru çalışmalarına bakarken ebru sanatı ile ilgili evde bulunan kitapları karıştırmaya başlayan Alpar, ebru’dan farklı olan ve adına Kaatı’ denen motiflerle karşılaşıyor. Konuyu araştıran Alpar, aslında geçmişte çok derin kökleri olan ama sonraları unutulmaya yüz tutan bir sanatla karşı karşıya olduğunu farkediyor. Bu sanatı 1,5 yıl boyunca inceleyen Alpar, Kaatı’ sanatını ifa eden günümüz sanatçılarına ulaşarak röportajlar yapıyor. Derleyerek bir kitap haline getirdiği çalışmaları Ankara’da Haziran 2010’da yayınlanıyor. Alpar, kitabın basıma bu kadar hızlı hazırlanmasında lise İngilizce gazetesini bastırırken edindiği tecrübenin çok faydalı olduğunu söylüyor.
 

Kaatı’ (ince kağıt oyma sanatı) Doğu Türkistan’da gelişmiş, Afganistan’da köklenmiş, 14. Yüzyılda Anadolu’ya girdikten sonra Yıldırım Bayezid, yeni çağın fatihi Fatih Sultan Mehmet ve Sultan Süleyman zamanlarında altın çağını yaşamıştır. O dönemde pek çok saray sanatçısı kendilerin sadece Kaatı’ya adamış ve eserlerini sultanın beğenisini kazanmak için yapmıştır. Bu seçkin saray sanatçılarından etkilenen diğer sanatçılar da bu eserlerden etkilenerek Kaatı’ eserler üretmiş ve ilgilenen müşterilerin beğenisine sunmuşlardır. Yine bu eserleri beğenerek kendi ülkelerine götüren Avrupa’lı tüccarlar, bu sanatın kendi ülkelerinde yayılmasına önayak olmuşlardır. Kaatı sanatının Avrupa’ya geçerek “silhouette cutting” adıyla yaşamına devam etmesinde Osmanlı’ların ürettiği bu eserlerin etkisi büyüktür. Öte yandan, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan ekonomik sıkıntılar, uzun dönemli savaşlar ve çeşitli düzensizlikler Kaatı’ sanatının ve sanatçılarının unutulmasına yol açmıştır.

Kaatiî Sanatı

1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Ord.Prof.Dr.Süheyl Ünver ve kendisini onun gibi bu sanata adamış diğer sanatçılar tarafından Kaatı sanatı yaşatılmaya başlanmıştır. Geçtiğimiz yıllarda Kaatı’ sanatı Süheyl Hoca’nın gelini olan Dürdane Ünver’in  ve arkadaşlarının çabalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “milli sanat” olarak kabul edilmiş ve üç yıllık bir eğitim programı ile öğretilmeye başlanmıştır. İşte bu sanat günümüzde bu şekilde canlı tutulmaya çalışılmaktadır. 

Devamını oku...
 
ORTA KARADENİZ’DE TARİHİ ZENGİN BİR KENT: NİKSAR PDF Yazdır e-Posta


Danişment, Selçuklu ve Osmanlının izlerini taşıyan Niksar (Evliya Çelebi’ye göre Nik/İyi Hisar), tarihi değerlerinin yanı sıra, Canik Dağları ve Dönek Dağlarının ortasında, Karadeniz’in en önemli ovalarından biri olan Niksar Ovası ile de özellikli kentler arasında yer alıyor. Kültürel ve doğal birikiminin farkında olan Niksarlılar ve yerel yönetimler ise, kimlikli topraklarını geleceğe aktarmak için yoğun emek veriyor.

Kelkit suyunun ve kollarının beslediği Niksar Ovasında yetişen tahıl ve meyveler, özellikle de ceviz yöre ekonomisine katkı sağlayan başlıca değerler arasında. ÇEKÜL Vakfı’nın önderliğinde 2004 yılında kurulan Kelkit Havzası Kalkınma Birliği’nin üyesi olan Niksar, yörenin bütüncül kalkınmasına katkı sunmak için, bağlı olduğu Tokat ve diğer havza kentleriyle de ortak çalışmalar yürütmeye devam ediyor.

Devamını oku...
 
Anadolu'dan And Dağlarına Ekofeminizm PDF Yazdır e-Posta

Kadınlar Ekolojik Dönüşümde
Yeni İnsan Yayınevi'nden çıkan Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, çok sesli ve çok kültürlü bir kadın ve ekoloji kitabı. Kitapta, Anadolu'da sandığında tohum saklayan ninelerimizin deneyimlerinden And dağlarındaki Bolivyalı yerli kadınların şifacılığına kadar pek çok farklı deneyime rastlamak mümkün.


And dağlarındaki Bolivyalı yerli kadının bitkilerle iyileştirmesinden, Anadolu'da sandığında tohum saklayan ninelerimizden öğreneceklerimize kadar çok sesli ve çok kültürlü bir kadın ve ekoloji kitabı çıktı! Yeni İnsan Yayınevi'nin Haziran 2010'da yayımladığı Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, Türkiye'nin ilk ekofeminist kitaplarından.

Bu kitapta ekofeminist teori değil, Türkiyeli kadının ekolojik dönüşümdeki çabası dahil Avustralya, Bolivya, Hindistan, Aotearoa/Yeni Zelanda, Afrika ve Güney Asya dahil olmak üzere kadınların ekolojik uğraşları ve düşünceleri var. Çünkü doğrudan söz paylaşımının bizlere çok şeyler katacağına inandık.

Ekolojik dönüşümün kapsamını yalnızca çiçek, böcek ve kelebekten ibaret görmediğimiz için aktivist kadınların yanı sıra çizgi ve düşünce üretenlere de yer verdik. Kadının insan haklarından ekososyalist feminizme, antropolojik ve biyolojik olarak kadının duruşuna kadar uzanıyoruz. Kitaba katkı sağlayanlar arasında ekolojik harekete yıllardır emek verenler olduğu kadar feminizmin 'f' siyle bu kitapla tanışanlarımız var. Bunu özellikle böyle istedik.

Neden ekofeminizm

Erkek egemen toplum ile endüstriyel kapitalizm arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna inanıyoruz. Doğaya tahakküm edip onu 'uysallaştıran' patriyarkal bakış açısı kadının da (Avustralyalı feminist yayınevi yöneticilerinden Susan Hawtorn'un kitabımızda değindiği gibi) 'vahşi doğasını' ıslah etme yoluna gitti. Doğayı bir kaynak deposu olarak gören kapitalizm ve erkek egemen toplum aynı zamanda doğayı yok ediyor.

Devamını oku...
 
SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS TOKAT’TA YENİDEN GÜNDEMDE PDF Yazdır e-Posta


Tarihi Kentler Birliği Tokat Semineri 18-20 Haziran tarihleri arasında yapıldı. İki yıl önce Kars Semineri’nde TKB’nin gündemine giren “Somut olmayan kültürel mirasın korunması” konusu, TKB Tokat Semineri’nde yeniden gündeme geldi.

Tokat Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan seminere, Tokat’a bağlı Erbaa, Niksar, Zile ve Turhal kentleri de destek verdi. Seminer yaklaşık 300 davetlinin katılımıyla gerçekleşti.

Seminer Cuma günü yapılan açılış konuşmalarıyla başladı. TKB Encümen Üyesi ve Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan, Tokat Belediye Başkanı Doç. Dr. Adnan Çiçek, ÇEKÜL Vakfı ve TKB Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ve Tokat Valisi Şerif Yılmaz açılış konuşmalarında, Kelkit havzasında yer alan Tokat’ın bölge için önemine değinerek, somut olmayan kültürel mirasın korunmasında, TKB üyelerine büyük görevler düştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Metin Sözen, “Bugünü değerlendirmeden, geleceği planlayamazsınız,” diyerek belediye başkanlarına zamanı iyi değerlendirmelerini önerdi. Doğru ve uzman kadrolarla, kamu-yerel-sivil-özel birlikteliğini de göz önünde bulundurarak, koruma çalışmalarının planlanması gerektiğine dikkat çekti.

Devamını oku...
 
EKODÜNYA YAKLAŞIRKEN – Green Drinks PDF Yazdır e-Posta

 
EKODÜNYA YAKLAŞIRKEN – Green DrinksBaşlangıç Tarihi: 30 Kasım 2010 19:00
Bitiş Tarihi: 30 Kasım 2010 20:30
Yer: Yapı-Endüstri Merkezi, Fulya - İstanbul
Organizasyon: Yapı-Endüstri Merkezi
Diğer Bilgiler:
A: Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. No:12/430 Fulya - İstanbul
T: (212) 266 70 70
F: (212) 266 70 10

Her ayın son Salı akşamı Yapı-Endüstri Merkezi’nde (YEM) gerçekleştirilecek olan “EKODÜNYA YAKLAŞIRKEN – Green Drinks” buluşmalarının 30 Kasım’daki ikinci toplantısında “Yeşil Tasarım” teması masaya yatırılacak.

Yapı dünyasının bilgi merkezi Yapı-Endüstri Merkezi’nin (YEM) 2005 yılından bu yana mimarlık ve yapı sektöründe ekoloji, sürdürülebilirlik, çevre dostu binalar ve uygulamalar konularında başarıyla sürdürdüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleniyor: EKODÜNYA YAKLAŞIRKEN - Green Drinks Buluşmaları.

Etkinlik dizisi ile 2011 yılı Nisan ayına kadar her ayın son Salı akşamı, gezegenin tükenen kaynakları karşısında “ulaşım, tasarım, finans, network, gelecek ve enerji” alanlarında üretilen çözümlerin tartışılacağı etkinliklere ev sahipliği yapacak olan Yapı-Endüstri Merkezi, her tema için ayrıca düzenlenecek bu toplantılar aracılığı ile sürdürülebilirlik konusunda farklı alanlardaki duyarlı toplulukları buluşturuyor ve başarı hikayeleri ile yeşil iş modellerinin tartışıldığı bir platform oluşturuyor.

Devamını oku...
 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş UCLG Başkanı seçildi PDF Yazdır e-Posta


Birleşmiş Kentler ve Yerel yönetimler Teşkilatı UCLG’nin  Mexico City’de yapılan 3. Kongresi’nde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş UCLG Başkanı seçildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başkan Topbaş’ı telefonla arayarak kutladı.

Dünya nüfusunun yarısından fazlasının temsil edildiği Birleşmiş Kentler ve Yerel yönetimler Teşkilatı UCLG’nin Mexico City’de yapılan 3. Kongresi’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Başkan seçildi.

Genel Kurul ve Dünya Konseyi toplantıları öncesinde Paris’in desteklediği Lizbon Belediye Başkanı Antonio Costa yeterli desteği sağlayamadı ve UCLG Başkan adaylığından çekildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş seçimlere tek aday olarak girdi ve genel kurula katılan 2532 delegenin oyu ve Dünya konseyinin 341 üyesinin seçimi ile başkan oldu.

Dünya Konseyi toplantısında başkanlık seçimine geçilirken söz alan Lizbon Belediye Başkanı, Topbaş’la birlikte çalışmak istediğini söyledi. UCLG’nin yeni başkanının Kadir Topbaş olduğunu ilan edildiğinde salonda bulunan bütün delegeler Topbaş’ı uzun süre alkışladı

 

Başkan seçilmesinin ardından Paris Belediye Başkanı Betrand Delaneo’dan oturum yönetimini devralan Topbaş, Dünya Konseyi’nde oy birliği ile seçilmesinden büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti ve delegelere teşekkür etti. Başkan Topbaş daha sonra yeni UCLG Başkanı olarak yapacağı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

 

Kentler ararsı ilişkilerin geliştirilmesi ve kardeş şehirlerin daha somut işbirliklerine yönelmesi için çaba göstereceğini belirten Topbaş, bu amaçla UCLG bünyesinde özel bir çalışma grubu kuracağını söyledi. Topbaş, altı ayda bir toplanan UCLG’nin bundan sonra daha sık toplantılar yapacağını ve eş başkanlarla zaman zaman bir araya geleceğini belirtti. UCLG’nin küresel sorunlara katkısının artması gerektiğini vurgulayan Topbaş, bu amaçla BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la görüşeceğini de sözlerine ekledi.

Topbaş, bugün UCLG Başkanı olarak Belediye Başkanları İklim Değişikliği Dünya Zirvesi’ni yönetecek.

 

 

 
Harput Kürsübaşı Geleneği PDF Yazdır e-Posta

Elazığ KürsübaşıEski Harput evlerinde kış mevsiminde kullanılan adeta soba görevi yapan özel olarak düzenlenmiş kürsü etrafında ısınmak, sohbet etmek, öğrenmek ve eğlenmek amacıyla bir araya gelinmesine kürsübaşı denilir. 

Kürsü 50-60 cm yüksekliğinde en küçüğünün bir yanı 60 cm den başlamak üzere 1,5 metreye kadar genişleyen dört ayaklı ve dört köşeli tahtadan yapımış kare bir masa şeklindedir. Bazılarının ise altı da üstü de kapalı, yalnız alt döşemenin ortasında 30-60 cm çapında dairemsi oyulmuş boş bir yer vardır ki buraya mangal koyulur. Kürsülerin büyüklük ve küçüklüğüne göre hususi surette saman ve yapışkan bir çamurdan  yaptırılmış olan bu mangallar kürsü ayaklarının tam ortasına konulur, etrafında ise abdest sularının ısınması için bakır ibrikler bulunurdu. Açık havada ve ekseriyetle yemek ocaklarında yakılan ağaç kömürü, ateşi carıtlarla (ateş küreği) bu mangallara konulur ve dayanmak içinde üzeri külle kapatılırdı. Bu ateş soğuğun şiddetine göre 10-12 saat kadar kürsüyü ve kürsübaşlarını hamam gibi ısıtır ve sıcak tutardı.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>

Sayfa 14 / 57