Atatürk’ün Sekerat’taki Karargâh Evi PDF Yazdır e-Posta


Mehmet TOPAL
Gazeteci-Yazar / Halkla İlişkiler Uzmanı

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, Bölgemizin bu kilit huzur şehri Elazığ’ı ilk kez 16 Nisan 1916’da teşrif etmişlerdir. Geldiği yer Palu ilçemizin merkez köylerinden Sekerat Köyü’dür, Bu köy 1980 sonrasındaki yeni idari düzenlemeyle yeni ilçe yapılan Kovancılar’a merkez bir köy olarak bağlanmıştır. Sekerat Köyü’nün yeni adı; “Yazıbaşı” olarak düzenlenmiştir.

16 Nisan 1916’da Sekerat Köyü’ne İkinci Ordu Komutanı olarak gelen Atatürk, bu köyde Diyarbakır İl Genel Meclisi üyesi olan Yavuz Sultan Selim’in beraatlı beylerinden Cemşid Bey’in sülalesinden İbrahim Bey’in Konağında bir hafta süreyle kalmıştır.

İbrahim Bey’in bu büyük konağını İsmet İnönü ile birlikte karargâh evi olarak kullanan Atatürk, burada İsmet Paşa ve diğer askeri erkanla birlikte yaptığı uzun istişarelerden sonra Cumhuriyetimizin kuruluşunda en önemli temel taşını oluşturan “MİLLİ MÜCADELE KARARI”nı Sekerat Köyündeki bu Karargâh Evinde almıştır.

Devamını oku...
 
Komün - 2 PDF Yazdır e-Posta

"Kerpiç evler inşa edeceğiz birlikte ve yeni, gerçek bir demokrasi..."

Metin YeğinViranşehir'deyim. 70 evsiz aile ile birlikte kerpiç evler inşa ediyoruz. Anlatmaya başlıyorum. Yoksulların ev ihtiyacı var mı? Var. Burada evler en az 50-70 milyar arası, yeni parayla bin oluyor miktarlar. Yoksulların bu evleri alma şansı var mı? Yok. Orta sınıf bile satın alsa, gelecek yirmi yılını bankalara tahsis ediyor. Yaşamında koca bir ipotek. -Yüce rabbim ömrümü uzun kıl, ipotek borcumu ödemeliyim.- O zaman ne yapacağız? Ev sadece ihtiyaç mı?  Hayır hak. Ne yapmalı? TOKİ benzeri, F tipi cezaevlerini çoğalttığımızda bunu çözecek miyiz? Hayır yalan. Tek çözülen sorun müteahhit bütçesinden başka bir şey olmaz. Bütün o konutları da orta sınıf üstü ya da ipotekli yaşam karşılığında orta sınıf alır. -Şili'de nehir kıyısına çadırlar kurmuşlardı. 15 yıl, 17 yıl her ay ödedikten sonra taksitlerini ödeyemedikleri için dışarı atılmışlardı. Evden atıldıktan sonra iş de bulamıyorlardı. Evsizliklerine değil ödedikleri taksitlere yanıyorlardı.-

Kerpiç evler yapacağız, radikal tekellere ihtiyaç duymadan. Eh insanın başını sokacağı bir yer olacak! Hayır, kerpiç evlerimiz bütün Viranşehir evlerinden daha sağlıklı olacak. Daha güzel olacak. Yoksullar güzel evlere layık. Çünkü kerpiç evler en sağlıklı ve bölge iklimine en uygun evlerdir. Kerpiç ortamın nemini dengeler, çoksa alır azsa verir. Rahat soluk alınır, rahat uyunur. Havanın kirliliğini alır, en az enerji tüketir, kışın sıcak yazın serindir... Avrupa birliğinden para mı aldınız? Hayır. Peki nereden aldınız? Hiçbir yerden. Para kirletir. STK değiliz ki biz, maya kızı onuru inşacılarıyız. Deliyiz. Eh ben de ev istiyorum o zaman? Ee bana ne. Biz kimseye ev dağıtmıyoruz ki. Herkes birlikte yapacak. Peki kaç metrekare? Bilmem birlikte karar vereceğiz. 5 kişilik bir aile ile 15 kişilik bir aile bir olabilir mi? Hep birlikte mi karar verilecek? Evet. Sadece siz değil aile babaları, evin erkekleri, iktidar mümessilleri, kadınlar dahil olacak nasıl bir mahalle istediklerine, onlar karar verecek ve hatta çocuklar katılacak, 6 yaşından büyük, her çocuk konuşacak kendi toplantılarında. İki kale direği mi isterler yoksa kızlar atlama ipleri mi?  Ya da tam tersi mi? Bilmem ki çok geride kaldı çocukluğum ve sınırsızlığım. Milli eğitim mağdurları beyinlerimiz, televizyon malulleri.

Devamını oku...
 
Komün - 1 PDF Yazdır e-Posta

"Biz iktidarı değil dans edecek bir yer istiyoruz"

Metin YeğinZapatistalarla birlikteydik. Lacandon ormanlarının kıyısında bir komündü. Her gün önümüzden Meksika ordusu geçiyordu. Yüz civarında oluyorlardı. Yüz civarı jemse kamyonet, tank, jip ve bazen  onlara eşlik eden bir avcı uçağı. Kafamıza pike yaptığında üstümüze gelen namlu ucunu görüyorduk. Önümüzde ki kağıda bir avcı uçağı, çift namlulu mitralyöz yazıyorduk. İşimiz ve gücümüz buydu. Uluslar arası gözlemci olarak oradaydık. Resmi filan değildik. Meksika ordusuna göre dış mihraktık. Zapatista komünün ortasında bir yabancılar komünümüz vardı. Sayılarımız değişiyordu. Bazen iki kişi kalıyorduk bazen on filan oluyorduk. Basklı, Katalan, İtalyan, Kanada'lı ve  Japon yaşayıp gidiyorduk. Aramızda sınırlar filan yoktu.

Kara fasulye, mısır ekmeği yiyorduk. Kahve içiyorduk. Sabah, öğlen ve akşam ve bütün aylar böyleydi. Komün bütün Zapatista komünleri gibi ambargo altındaydı. Ancak komüne birisi geldiğinde yanında Meksika ordusundan kurtarabildiği kadar bir şey taşıyordu. Bir kilo portakal, üç domates ya da bir avuç şeker. Değişiklik oluyordu. Pek umurumuzda olmasa da seviniyorduk.  Bir gün, son bir şeker kalmıştı. Parlak küçük kağıda sarılmış bildiğimiz bir bonbon şekeri. Basklı bir kız arkadaş bunu kime veriyim diye espri yapıyordu. Son şekerdi. Değerliydi. Gülüyorduk. Sonra oradan geçen küçük bir maya kızına verdi. Sonra biz o gün geçen silahların toplam sayılarını toplamaya devam ettik.

Devamını oku...
 
Metin Yeğin PDF Yazdır e-Posta

1963'te İstanbul'da doğdu. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Cambridge Üniversitesi'nde sinema eğitimi aldı. Hiçbir zaman sınıf başkanı olamadı. 12 Eylül'ü cezaevinde karşıladı.  


Metin Yeğin
Metin YEĞİN, dünyanın birçok ülkesinde avukatlık, bulaşıkçılık, taksi şöförlüğü, sandviççilik yaptı. Meksika'da Chiapas'da uluslararası insan hakları gözlemcisi, Ekvador'da bambu evlerin yapımında işçi, Guatemala yerli hakları kongresinde katılımcı, Nikaragua'da karides avcısıydı. Chipas'da Subkumandan Marcos'la, Venezuella'da devlet başkanı Chavez'le, Arjantin'de uluslararası terörizm cezaevi hücresinde Leonardo Bertulazzi ile görüştü. Yaptığı filmler 55 ülkenin festivallerinde oynarken, her festivalde, otel ve kahvaltı karşılığında o ülkelerin filmlerini yapmaya devam etti. İtalya'da Il Manifesto'ya, İngiltere'de Nerve'e, Arjantin'de Pais'e yazdı.

Türkiye'de ve dünyada birçok gazete ve dergiye, ayrıca duvarlara yazı yazmaya devam ediyor. Türkiye'de NTV'ye, Polonya ve Arjantin televizyonlarına belgesel yaptı. Filmleri Rize Çay Kongresi'nde, Arjantin işgal fabrikalarında, Liverpool üniversitelerinde, sokaklarda gösterildi. Açık Radyo'da "İki Maceraperestin İnanılabilir Serüvenleri", "Yeryüzünün Lanetlileri" ve hala sürmekte olan "Dünyanın Sokakları" programlarını yaptı. Bazı filmleri: Likya Yolu (2000), Üç Kıtada Devrialem (2001), F (2001), After (2001), Güzel Günler Göreceğiz (2003), Para Pachamama (2003), Topraksızlar (2003). Kitapları: Topraksızlar (2004), Marcos'la On gün (2000), Firari İstanbul (2001).

Devamını oku...
 
Aşk Yolunda Adım Adım PDF Yazdır e-Posta

 
Aşk Yolunda Adım AdımAşk Yolunda Adım Adım

İstanbul'dan Hz. Mevlana'ya Yürüyerek Yolculuğun Öyküsü

2009 Nisan'ının bir gecesinde Emrah Altuntecim eşi Ceyda'ya heyecanla seslenir:

- Yürüyelim Ceyda!

Ceyda bir an beklemeden cevap verir:

- Yürüyelim!
- Uzaklara, çok uzaklara yürüyelim! Hiç bitmeyecek bir yolda yürüyelim…
- Yürüyelim ama nereye yürüyelim?
- Bilmiyorum Ceyda… Ama çok uzaklara yürüyelim!

Heyecan içinde yüreğimin titrediğini hatırlıyorum. Saçlarımdan, sırtımdan ayak uçlarıma kadar tüm vücudumu saran bir cevap o an Ceyda’nın dudaklarından tek tek döküldü:

- Hz. Mevlana'ya yürüyelim...

Bu ilham dolu geceden sonra genç çift, İstanbul Yenikapı Mevlevihanesi'nden Konya'ya, Hz. Mevlana’ya 49 günlük bir yolculuğun ardından yürüyerek hiç vasıta kullanmaksızın ulaşırlar. Adeta açık havada halvet gibi geçen 49 günlük yolculuk esnasında yaşanan enteresan olaylar, onlara yardım edenler, görülen hikmetler... Ve daha fazlası okuyanlara da ilham olacak nitelikte...

İki küçük karınca ve onlara ekmek, su verenlerin hikâyesi: Aşk Yolunda Adım Adım

 

 
Cancun iklim zirvesinden uzlaşma çıktı PDF Yazdır e-Posta

Meksika'nın Cancun kentinde yapılan BM iklim konferansında katılımcılar iklim değişimiyle mücadele konusunda bir anlaşmaya imza attı.

Bolivya'nın itirazlarına rağmen, karşılıklı ödünleri içeren ve ev sahibi Meksika tarafından hazırlananı metin üzerinde uzlaşmaya varıldı. Bazı ülkelerin Kyoto Protokolü'ne muhalefeti nedeniyle ilerleme kaydedilemiyordu ancak sonunda bir ara çözüm bulunduğu söyleniyor. Taslak metinde karbon salımlarında keskin düşüşlere ihtiyaç olduğu belirtiliyor ancak bunun düzeyi belirlenmiyor. Fakir ülkelerin iklim değişimine uyumunu sağlamaya yönelik bir fon kurulması da ileri doğru büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. 

2020 yılına kadar, yılda 100 milyar dolarlık "yeşil fon", iklim değişiminin etkilerini yumuşatma ve düşük karbon salımına geçişte yardım amacıyla fakir ülkelere tahsis edilecek. 192 ülkenin katıldığı konferans tarafından kabul edilmesi halinde bu fon, gelişmekte olan ülkelerin ormanlarını korumaları için kullanılacak. Küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında tutulmasını hedefleyen tasarı, bu fonun 2020 yılına kadar kurulmasını, bu amaçla ormanların korunması için gerekli parasal desteğin bu fondan verilmesini içeriyor. 

Tasarının BM kararına dönüşmesi için bakanlar tarafından bugün veya yarın oylanarak kabul edilmesi gerekiyor.

 
1.Uluslararası Yeşilçağ Sempozyumu PDF Yazdır e-Posta
1.Uluslararası Yeşilçağ Sempozyumu - GreenAge 1.Uluslararası Yeşilçağ Sempozyumu

6-8 Aralık 2010 tarihlerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Oditoryumu'nda düzenlenecek olan 1.Uluslararası Yeşilçağ Sempozyumu (1st International Greenage Symposium); Yeşil Kentler; Enerji Verimliliği ve Sertifika Sistemleri; Yeşil Mimari; Yerellik; Yeşil Tasarım; Yeşil Rönesans olmak üzere 6 ana başlıkta gerçekleşecek.

Sunumların Türkçe-İngilizce olmak üzere iki dilde yapılacağı sempozyum hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için tıklayınız. 

Sempozyum Programı

06 ARALIK 2010 PAZARTESİ

08:30-17:00 Kayıt
09:00-10:00
Açılış Konuşmaları
Ahmet Misbah DEMİRCAN – Beyoğlu Belediye Başkanı
Yalçın KARAYAĞIZ – MSGSÜ Rektörü
Güzin KONUK – MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>

Sayfa 13 / 57