Merhaba Rumeli!


Türkiye; Kafkasya ve Kuzey Irak açılımının bir benzerini Balkanlar'da uygulamaya soktu. Dengeler gözetilerek atılan adımlar, Anadolu-Rumeli bağlarını yeniden canlandırdı. Açılımın ilk meyvesi de Balkanlar'daki eserlerin sayısını 30 bine çıkaran 'Osmanlı Eserleri Envanteri Projesi' olacak.

Oturum başkanının verdiği 20 dakikalık süre, sunumuna yetmemişti. İkinci ikazın ardından 10 dakika geçmişti ki konuyu toparlaması istendi. Daha fazla uzatmadan bitirdi konuşmasını. Kürsüye yaydığı tebliğini toparlarken, yüreğinden seslendi konferans salonuna; resmî görevine, salondaki Sırp temsilcilere bakmaksızın: "Ben bugün Balkanlar'da yaşayan Fatihan torunlarından biriyim. Ailem, Osmanlı yedi cihana hâkim olsun diye Anadolu'yu bırakıp göçmüş o diyarlara. Hadi Osmanlı'nın bize sahip çıkamamasını anladık da siz neden uzak durdunuz yıllarca? Bizi neden öksüz, yetim bıraktınız?"

Sadece onun değil, katılımcıların da gözleri dolmuştu. Uzun süre ayakta alkışlandı. Akademisyenin bu küçük sitemi, belki bazıları için alışılagelmişti; ama onun için belki de yaşadığı ülkede işinden edecek kadar tehlikeliydi...

Devamını oku...
 
İtalya’da bir ekolojik hayat modeli: Damanhur Federasyonu


"İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığına, Toprağını iten çiçeğe..." E. CANSEVER

BATIDAN doğuya pek çok ülkeden insanı, dili Damanhur’da buluşturan; inandıklarını yaşama isteği... 700’den fazla yaşayanı, yılda 400’den fazla ziyaretçisiyle, Alpinlerin eteklerinde bambaşka bir yerleşim Damanhur. 1977 yılında Oberto Airaudi’nin önderliğinde ruhani amaçlarla kurulmuş küçük bir komünken, şu an Damanhur Federasyonu olarak adlandırılacak kadar büyümüş.

1979’larda ilk yerleşime geçildiğinde 5 küçük ev kurulmuş Damanhur’da. Kurulduğu günden bu yana ekonomik, sosyal ve kısmen ekolojik sürdürülebilir bir model oluşturulmaya çalışılıyor.

Damanhur felsefesine göre, her insan büyük güçlerin olduğu ruhani sistemin bir parçası. Her birey aynı kutsal yapıyı paylaşıyor. Farkındalık, sahip olunan bu potansiyelin hatırlanmasını sağlıyor. Aydınlanmayla yaşanan bu süreç Damanhurlulara göre reenkarnasyonla tekrarlanıyor.

Burada insanlar birbirlerini farklı isimlerle çağırıyorlar. Damanhur’da yaşayan herkes kendine yakın hissettiği bir hayvanın ismini alıyor. Bu insanın aklına, "Peki aynı ismi benden başkası da alırsa ne olacak?" sorusunu getiriyor. Çözüm gerçekten çok hoş; isim almak isteyen kişi önce birlikte çalıştığı insanlara danışarak bu ismin kendisine uygun olup olmadığını öğreniyor. Olumlu yanıt alırsa o ismi komünde başka kimse kullanamıyor. Kişi, Damanhur sınırları içerisinde hep bu ismiyle çağırılıyor. İsteyen 3-4 yıl sonra bir bitki ismi de seçebiliyor.

Devamını oku...
 
GÖYNÜK EVLERİ


GöynükKöşebaşı çeşmeleri, eski, hafifçe yosunlaşmış alaturka kiremitlerin dokusu, birbirinin üzerinden ileriye bakan evler, yamaçlardan yararlanılarak kurulmuş insani boyutta bir yerleşim yeri; işte Göynük ve Göynük Evleri...

Anadoluda Türk yaşayışının, yerleşme kültürünün önemli örneklerini Göynük'te görebilirsiniz. Göynük içinden geçen derelerin yamaçlarına kurulmuş daracık sokaklarda karşınıza çıkar bu güzel evler.

İlk Osmanlı yapılarının estetikleri, sadelikleri, yakınlıkları ve insana coşku veren özellikleri var Göynük evlerinde. Bu evler birbiri üstünden ileriye bakmaya çalışan, zaman zaman % 40'ı bulan bir eğim üzerinde ve dar sokakların çevresinde bahçeler içerisinde kurulmuştur.

Göynük EvleriEvler genellikle zemin kat üzerine 1 veya 2 kattır. Yaşları 100-150 yılı bulan Göynük evlerinde giriş katı depo ve kiler olarak kullanılır. Ara katta gündelik kilerler, hizmetçi odaları, mutfak, bayram günlerinde şölen yemeklerinin pişirildiği ocaklı "Fırın evi" yer alır. Zengin evlerinde fırın evi bahçenin ayrı bir köşesinde kurulmuştur. Birinci katta ise geleneksel Türk evindeki boş oda ile öbür odalar bulunur ve gündelik hayat bu katta geçer. Genellikle her odanın ocağı, yüklüğü, sedirleri, boş odası (Gusulhanesi) vardır.

Eve gelecek yeni gelin bu odada kısmen bağımsız bir yaşam sürdürebilir ya da bir konuk bu tip bir odada rahat ettirici bir şekilde ağırlanabilir.

Göynük'teki bu evlerin sıcak iç yapısını dışa yansıtan en güzel örneğini pencereler oluşturur. Eski Göynük evlerinin pencereleri önce sayılarıyla içeriyi, dışarıya yansıtırlar; üç pencere bir oda demektir. Şayet pencere sayısı daha çok ise ve ve pencereler dışarıya taşmışsa açık sofalı bir oda tipini düşünebiliriz. Ayrıca pencere etrafındaki kafesler, cumbalar sıcak görünüm sağlayan ve dışa yansıyan özellikleridir.

Göynük EvleriEvlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin odalarında, kapı ve pencerelerindeki ahşap işleme ve motifler görülmeye değer.

Göynük evleri arasında, 1890 yılında yapılan Hükümet Konağı uyumlu bir ihtişamı yansıtır.

Bugünlerde bu evler restore edilmekte ve turistik pansiyon olarak kullanılmaktadır. Göynük'teki bu evler koruma altındadır. Göynük ilçesi, sahip olduğu bu sivil mimari nedeniyle "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiştir. Göynük evleri Safranbolu evleri ile yarışacak kadar güzeldir.

 
TARAKLI EVLERİ VE TURİZM


Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, Sakarya Valiliği Kültür Turizm Konseyi'nin Taraklı ilçesine düzenlediği geziye katıldı. Kendisi de Sakaryalı olan Prof. Dr. İsen gezide Taraklı ilçesindeki tarihî evlerin restorasyonuyla ilçede Türk mimarisini yansıtan güzel örneklerin ortaya çıktığını söyledi.

Kısa süre içinde yapılan restorasyon çalışmalarıyla Taraklı'nın turizm değerlerinin ortaya çıkarıldığını belirten Prof. İsen, Karagöl Yaylası'ndaki doğa güzelliklerinin önce iç turizme, daha sonra da dış turizme kazandırılması gerektiğini kaydetti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hibe desteği ve TOKİ'nin sağladığı kredilerle ilçede tarihî evlerin restorasyonunun yapıldığını aktaran İsen, "Çalışmalar sonucunda, Taraklı'da Türk mimarisini yansıtan güzel örnekler ortaya çıktı. Restorasyonu yapılan tarihî evler, şimdi otel ve pansiyon olarak kullanılıyor. Buralardan turizm geliri elde edilmeye başlandı. Taraklı'da tarihî değeri bulunan diğer binaların da restorasyonunun yapılacağına inanıyorum. Bunun için elimizden gelen bütün desteği vereceğiz." dedi.

Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman da İsen'in ilçenin turizme kazandırılması için yapılan çalışmalara büyük katkısı olduğunu vurgulayarak, restorasyon çalışmalarının Türk Federasyon Vakfı atölyesinde istihdam edilen gençlerce yürütüldüğünü söyledi. Bundan sonraki süreçte ilçeyi daha çok tanıtma ihtiyacı duyacaklarını dile getiren Özkaraman, "Taraklı'nın tanıtılmasında, güzelliklerinin duyurulmasında rehberlere ve seyahat yazarlarına, ilçemizin kalkınmasında ise turizm yatırımcılarına ihtiyacımız var. Herkesten destek bekliyoruz.'' dedi.

http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=753772&title=tarakli-evleri-turizmin-hizmetinde

 
TARAKLI EVLERİ


Taraklı Evleri  

  

Sakarya İli`nin en güney ucunda yer alan Taraklı, 19. YY. kalma Osmanlı Dönemi evleri ve tarihi yapılarıyla ünlü bir ilçedir.  Sokak dokusu bozulmayan görünümü Taraklı Evleri`nin bulunduğu alan SİT alanı ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır. Bu alanda 120 adet tarihi ev bulunmaktadır. Yük taşıyanların dinlenmeleri için dinlenme taşları bulunan Arnavut Kaldırımlı sokakları ve bu sokakların buram buram tarih kokan süsleri Osmanlı Evleri ile Taraklı bir kültür müzesi görünümündedir. Bu özellikleri sebebiyle son yıllarda iç turizm açısından belirgin bir canlanma görülmektedir.

Yusufbey Mahallesinde bulunan yaklaşık beş asırlık Çınar ağacı Kültür Bakanlığınca Doğal anıt olarak tescillenmiştir. 100 ila 300 yıllık evlerin süslediği Taraklı`nın Osmangazi tarafından alınışından bu yana, halk tahtadan tarak ve kaşık yapımıyla uğraşmıştır. İlçeye ismini veren tarak yapımına çoktan son verilse de, ağaç oyma el işlerine devam edilmektedir. Cumbalı, renkli evleri, doğası, tertemiz sokak ve parkları ile önemli bir iç turizm talebine sahne olan ilçe denizden 800 metre yüksekliktedir. Bu konumu Taraklı`yı, rutubetsiz, temiz havası, betona yenik düşmemiş, odun kokulu daracık sokakları ile önemli bir turistik çekim merkezi  yapmaktadır. Taraklı, Adapazarı`na 70 km uzaklıktadır. Ankara`dan ise Göynük istikametinden 3 saatlik mesafededir. Ankara ve İstanbul`a ilçeden günlük otobüs seferleri vardır. Adapazarı`na ise saat başı otobüs bulunmaktadır.

Yol Haritası (C.B.S.M.)

 
BERİKÖY PROJESİ


Beriköy ProjesiBeriköy “Paylaşan Toplum” projesi, Massachusetts Institute of Technology (MIT)’den Mimarlık Profesörü Jan Wampler’in 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem felaketinden sonra başlattığı ve farklı disiplinlerden gelen uzmanların katıldığı bir workshop/seminerin ürünü.


Proje, Profesör Wampler’in depremden sonra, Türkiye’de yaşayan iki eski öğrencisi Rukiye Devres Ünver ve Barbara Brady’i arayarak, MIT’te bir çalışma semineri oluşturmayı ve Türkiye’deki deprem bölgesinde uygulanacak bir pilot proje için yeni toplumsal konut ve yaşama alanı çözümleri üretmeyi önermesiyle başladı.
Profesör Wampler, Türkiye’den önce Çin, Pakistan, Hindistan, Honduras ve Kosta Rika’da da bu tür seminerler oluşturmuştu.

(Bu tür çalışmalar üniversite ortamında gerçekleştiriliyor ve çalışmalarda profesörlerle öğrenciler birlikte dünyanın çeşitli bölgelerindeki gerçek konut inşaatı sorunlarını ele alarak çözüme yönelik öneriler üretiyorlar.)

Beriköy Projesi

1999-2000 akademik yılı boyunca Türkiye’de iki seminer veren Profesör Wampler, seminerler esnasında ilgili bölgelere ziyaretlerde bulunularak çadır kentlerdeki depremzedelerle ve belediyelerle görüştü.

Yavaş yavaş oluşmaya başlayan projeyle ilgili sunumlar yapıldı.
Yapılan görüşmeler sonucunda Habitat for Humanity International (HFHI), Beriköy projesinin ortağı oldu. Projenin bundan sonraki aşamasında HFHI ve MIT seminer grubu, Nisan ayında Adapazarı deprem bölgesini ziyaret etti.

Burada, böyle bir projenin uygulanabilirliğini ve ne derece gerekli olduğunu tekrar değerlendirmek üzere prefabrike evleri, diğer projeleri ve belediyeyi ziyaret ettiler. Ağustos 2000’de projenin geliştirilmesi için somut hareket planlarını hazırlamak üzere mevcut proje ortaklarının yer aldığı bir Yönlendirme Komitesi (Steering Komitesi) kuruldu. Uzun vadeli bir proje olması sebebiyle projeye yerel bir kuruluşun da katılması da önemliydi. Bu sebeple ÇEKÜLVakfı ile görüşmeler yapıldı ve bu görüşmeler Şubat 2001’de olumlu sonuçlandı. Böylece ÇEKÜL Vakfı da bir diğer proje ortağı olarak gruba katıldı. Proje MIT, HFHI ve Çekül Vakfi ile devam ederken YAY / Yasanabilir Ortamlar Yaratma Vakfi kuruldu ve Beriköy Yay Vakfi'nin ilk projesi oldu.

 
Masanobu Fukuoka’nın Doğal Çiftçiliği ve Permakültür PDF Yazdır e-Posta

Masanobu Fukuoka


“Doğal çiftçilik yalnızca ürün yetiştirmek değildir. İnsanın işlenmesi ve mükemmelleşmesi içindir.”

Masanobu Fukuoka, güney Japonya’da Shikoku adasında yaşayan bir çiftçi/filozoftur. Fukuoka’nın çiftçilik tekniği oldukça az olarak yabani otların yolunmasına gerek duymakla birlikte, hiçbir makineye ve kimyasala gerek duymamaktadır. Toprağı sürmez veya önceden hazırlanmış kompost kullanmaz ve yine de meyve bahçesindeki ve tarlalarındaki toprağın durumu her yıl daha da iyiye gider. Fukuoka’nın yöntemi kirlilik yaratmaz ve fosil yakıtlara gerek duymaz. Diğer yöntemlerden çok daha az emek gerektirir, yine de meyve bahçeleri ve tarlalarındaki ürün verimliliği modern bilimin tüm teknik bilgisini kullanan Japonya’nın en verimli çiftliklerine benzemektedir.

Bu nasıl mümkün olur? Kabul ediyorum, 1973 yılında ilk kez Fukuoka’nın çiftliğine gittiğim zaman şüpheciydim - fakat ispatı ortadaydı. Tarlalardaki buğday ekinleri, sebzeler, otlar ve beyaz yoncayla kaplı toprakta büyüyen sağlıklı meyve ağaçları. İki yılın üzerinde bir süre orada yaşadım ve çalıştım, Fukuoka’nın teknikleri ve felsefesi benim için giderek daha anlaşılır oldu.

Mollison ve Fukuoka aslında aynı yere ulaşmak için tümüyle farklı rotaları kullandılar. Permakültür, ögelerinin işlevsel bağlarını maksimize etmeyi hedef alan bir tasarım sistemidir. Ürün ve hayvan yetiştirmeyi dikkatli bir su yönetimiyle bütünleştirir. Evler ve diğer yapılar maksimum enerji verimliliğiyle tasarlanırlar. Herşey birlikte çalışmaları ve zamanla eksiksiz ve sürdürülebilir bir tarım sistemine evrilmeleri için yapılır.

Buradaki anahtar kelime tasarımdır. Permakültür bilinçli bir şekilde tasarlanmış bir sistemdir. Tasarımcı, bilgisini, yeteneğini ve duyarlılığını bir plan yapmak, daha sonra planını uygulamak için dikkatli bir şekilde kullanır. Fukuoka tamamen farklı bir perspektiften doğal çiftçiliği yarattı.

Masanobu FukuokaDoğal çiftçilik fikri Fukuoka’ya henüz yirmibeş yaşındayken geldi. Bir sabah, gün doğumunda Yokohama Koyuna bakan bir kayalığın üzerinde otururken, bir ilham parıltısı oluştu. Doğanın kusursuz olduğunu gördü. Problemler, insanlar doğayı düzenlemeye ve onu insanın yararına kullanmaya kalkıştıklarında meydana gelir. Bu anlayışı başkalarına da açıklamayı denedi, fakat anlaşılamadığında, aile çiftliğine dönme kararı aldı. Anlayışının somut bir örneğini tarıma uygulayarak yaratmaya karar verdi.

Fakat nereden başlamalı? Fukuoka’nın takip edeceği bir modeli yoktu. “Bunu denersek nasıl? Peki ya bunu? Bu, tarımsal teknik geliştirmenin olağan bir yoluydu. Benim yolum farklıydı. Peki bunu yapmazsak nasıl? Ve de bunu? Bu takip ettiğim yoldu. Şimdi ise pirinç yetiştirme yöntemim tohumu ekmek ve samanı yaymak, fakat bu basitliğe ulaşmak otuz yılımdan fazlasını aldı.”

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 51 52 53 54 55 56 57 Sonraki > Son >>

Sayfa 53 / 57
izmir oto kiralama samsun havalimanı oto kiralama